|
Nasıl Bir Peygamberin Ümmetiyiz |
|
|
|
|
Cuma, 27 Ocak 2012 02:00 |
Yüce Allah, akıl ve irade sahibi olarak yarattığı insanoğlunu bir takım kulluk vazifeleriyle de sorumlu kılmıştır. Sorumluluklarımızın neler olduğunu bildiren ilahi program çerçevesinde de bir din göndermiştir. İnsanın yaratılışına uygun olan dinin, onun fıtratındaki güzellikleri dünya sahnesinde ortaya çıkarıp sergilemek, bu dinin anlaşılması ve hayatın bütün alanlarına samimiyetle aktarılması amacıyla da Cenab-ı Allah, biz kullarını yalnız ve yardımsız bırakmamış; bizlere en güzel örnek olarak Peygamber Efendimizi (s.a.v.) göndermiştir.
Efendimizin nasıl bir peygamber olduğunu anlamamız her açıdan büyük önem arz etmektedir. İnsanlığın pek çok yönden kuşatıldığı, madde ve dünyaya teslime zorlandığı, din ve maneviyattan koparıldığı, günümüzde; Müslümanların dikkat ve motivasyonlarını Peygamber Efendimize yöneltmek için gönüllerde ve zihinlerde O’nu canlı tutmanın gayreti içinde olmalıyız.
“Nasıl bir peygamberin ümmetiyiz?” Sorusu, “O nasıl bir peygamberdi?” sorusunun cevabını tam manasıyla vermekle daha anlamlı hale gelecektir. Cenab-ı Allah O’nu bizlere örnek şahsiyet olarak takdim etmektedir. Özellikle hayatının yönelişi, hedefi Allah ve ahiret olanlar, Allah’a kullukta Allah’ın zikrine sarılanlar kendilerine bir örnek ve önder arıyorlarsa onun Rasülüllah Efendimiz olduğu beyan edilmektedir. “Andolsun ki Allah’ın Resulünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel örnekler vardır”1 buyrulmaktadır. Cenab-ı Allah, kendine kulluğu hususunda insanlara birinci derecede model olarak O’nu göstermektedir. İnsanları, imana, kurtuluşa davette kendini helak edercesine hırslı; ümmetine bir sıkıntının gelmesini asla istemeyen; Mü’minlere karşı çok duyarlı, şefkatli ve merhametli bir Peygamberin ümmetiyiz. Ayet-i kerimede bu husus şöyle beyan edilmektedir: “Andolsun! Size kendi içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz O’na ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.” 2 Onun zatı itibarıyla yaşadığı hayatın örnekliği, getirip tebliğ ettiği prensipler ve insanlığa sunduğu mesaj hiçbir zaman, mekân ve toplulukla sınırlı değildir, evrenseldir. “Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”3 ayetinin kapsamını da bu manada yorumlamak gerekir.
İnsanların her zaman kendisiyle, Rabbiyle, insanlarla ve çevresiyle kurduğu ilişkilerinde beşeri örnekliğe ihtiyaç vardır. Bu örnekliğin bütün insanlığı içine alacak şekilde Rasulullah Efendimizin şahsını ve hayatını ahlaki örneklik olarak Cenabı Allah’ın “Sen elbet ve elbette yüce bir ahlak üzerinesin”4 diye Kur’an da beyan ve takdim etmesi çok anlamlı ve üzerinde durulması gereken bir husustur. Ne mutlu bizlere ki hayatın her alanında güzel ahlaka örnekliği, insanları imana, hakikate davette son derece hırslı, ümmetine şefkat ve merhamet yüklü, âlemlere rahmet oluşuyla tüm insanlığı ışığı ile kuşatan, kalplerin, gönüllerin ve akılların ihtiyacını tatminde kitabın ve hikmetin muallimi; İnsanları nefsanî kötülükten temizleyen, tüm insanlığa ahlaki örnekliğin ve önderliğin zirvesinde ve semasında yer alan bir Peygamberin ümmetiyiz.
1) Ahzab, 21.
2) Tevbe, 128.
3) Enbiya, 107.
4) Kalem, 4
1. Ahzab, 21.
2. Tevbe, 128.
3. Enbiya, 107.
Kalem, 4.
|